KIRAÇ FAN CLUB

"Kıraç'ın "Yalan" dediği Dünya..."

20/10/2009 -Kategori: Makaleler

Yalan,
Fani Dünya Yalan,
Cani Dünya Zaman
Bir Güldürüp Bin Ağlatan,
Gene Sensin Hep Gene Kahrolan. Her parçasında olduğu gibi “Yalan” parçasında da Kıraç dinleyenlerine çok güzel mesajlar veriyor. Anlamını anlayarak dinleyebilenlere...
Dünyanın Yalan olduğunu, gelip geçici olduğunu hatta bazı röportajlarında bu dünyadan bir an evvel daimi dünyaya geçmek istediğini (aman dilini ısır) belirtiyor Gönül Dostu. Sebebi de parçasında da anlatmak istediği gibi yaşadığımız dünyayı istediği hale getirememek. O’nun hayal ettiği dünya ise kimsenin ezilmediği, acı çekmediği, mutluluklarla dolu bir yer. Ama bunu gerçekleştirmeye gücünün yetmeyeceğinin O’da farkında. İşte bunun için “Bırak Herşeyi Kendince Kalsın” diyor.
Özellikle çocukluğu ve ilk gençlik dönemleri hep sıkıntı, yoksulluk ve mücadeleyle geçtiği için hayata hep bir sitemi var o güzel şarkı sözlerinde... “Yalan”da da belirttiği gibi dünya O’nu bir kez güldürürken, bin kez ağlatmış. Belki de bunun için hep dünyadan sonraki yaşamı dilinden hiç düşürmüyor.
Hayat ve dünya hepimiz için de böyle değilmidir? Zaman zaman büyük acılar yaşatır ve “Fani Dünya Yalan” deriz yürekten. Kıraç’da bu duygularımıza tercüman olmuş “Yalan”da.
“Olmadı Gülüm Dönmedi Şansım” diyor. Burada kendine haksızlık etmiş Sevgili Gönül Dostu. Şansı müzik açısından öyle güzel lehine döndü ki. Yaptığı müzikle büyük bir hayran kitlesine (Kıraç Dostları) sahip oldu. Bu dostlar da öyle bir kitle ki O’nu anlayabilen, her şarkı sözünde verdiği mesajı anlayabilen ve O’na ölesiye sahip çıkan. Bu dinleyenleriyle (biz) O’nun arasındaki çok farklı bir bağ. Öyle mum alevi gibi bir parlayıp bir sönüveren sözüm ona şarkıcılar ve dinleyicileri gibi değil. O’nun ve dostlarının arasındaki bağ, sevgi, anlayış ve eş düşünceye dayalı. O dinleyenlerini üzmemeye, dinleyenleri de O’nun hep yanında olmaya çalışıyor.
Sanırım bu bağ, hep böyle devam edecek, daha da kuvvetlenip artacak.
Hep seninleyiz Sevgili Gönül Dostu, Hep Seni Duyuyoruz, Sen de bizi duy...

Kalıcı Bağlantı

"Kayıp şehrin şarkıcısı ve düşünceleri..."

20/10/2009 -Kategori: Makaleler

Kıraç ,1982´de ilkokul dördüncü sınıftayken öğretmen babasının tahini nedeniyle ailesiyle İstanbul´a geldi ve orta öğrenimini Hasköy Lisesi´nde tamamladı.İstanbul´a uyum sorununu bilinenin tersi yönünde yaşadı:
´´10 yaşıma kadar çok keyifli bir yaşantımız oldu.O zaman öğretmenlere değer veriliyordu,iyi geçiniyorduk.Öğretmen olmak çok önemli bir şeydi,öğretmen çocuğu olmak çokdeğerli bir şeydi.İsatanbul´a iyi eğitim görmüş olarak geldik.
Halk oyunları ,müsamereler,kültürel faaliyetlerle büyüdük.Futbol değil masatenisi ,baskatbol,hentbol oynardık.Ezileceğimizi düşündüğümüz İstanbul´da boşluğa düştük.İstanbul büyük bir köydü bizim için Tabi bunların hepsi sanatçı için besin maddesi.´´


MÜZİK ÖĞRETMENLİĞİ
Liseden sonra Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim fakültesi Müzik Öğretmenliği Bölümüne giren Kıraç.10 yıldır hala mezun olamamış.Hayatını anlatan Deli Düş kitabında da dediği gibi eğitim sisteminin ezberciliği onu sıkıyor ve öğrenciye bir şey öğretilmediğini düşünüyor.
´´Lisedeyken genç kimya öğretmenimiz hepimize zayıf vermişti.Kalkıp ´siz zaytıfsınız´ demiştim.O formülleri ezberleyip geçtik ama sorsanız şimdi hangimiz bilebiliriz.Müzik öğretmenliği bölümünde de bakıyorsunuz bir dersin sınavına okulun mevcudu kadar öğrenci giriyor.Bu bir rezalettir.Herkes geri zekalı tembel mi yani ?Herhangi bir konu tartışıldığında mutlaka ´eğitim´ sorunundan söz ederler.Galatasaray Lisesi´yle Hasköy Lisesi´nin öğrenim seviyesi bir değildir.Birisi sütçünün çocuğudur, birisi galericinin çocuğudur.Aynı yarışa sokuyorlar.´´

DELİ DÜŞ
Kıraç,1994 yılında ilk demo kasetini dinlettiği firma yetkillilerinde olumsuz yanıt alınca ´´Deli Düş´´albümünü kendi olanaklarıla tamamladı.Sonunda TMC firması 1998 ´de Deli Düş´ü yayımlamayı kabul etti.Dinleyici kitlesi giderek genişleyen Kıraç,´´Bir Garip Aşk Bestesi´´,´´Zaman´´albümlerini ikişer yıl arayla yayımladı.Sevilen şarkıları giderek popülerliğini artırdı.´´Anadolu Rock´ın genç kuşak temsilcisi ve Cem Karaca´nın takipçisi olarak anılmaya başladı.
´´Anadolu rock zamanında doğru söylenmiş bir söz .Ama Türkiye´nin rock müziği zaten Anadolu kaynaklı olmak zorundadır.Yoksa taklit müzik olur.Ben burada yaşıyorum,Harlem´den Washington´dan etkilenecek halim yok.Erzincanlısı,Sivaslısı var,Karacaoğlan, Dadaloğlu.Emrah var.
Sadece jimmy Hendrix´ten beslenmek olmaz.Onlardan işin tekniğini,enstrümanlar düzenlemeler konusunda etkilenebilirim.Cem Karaca benim için dünyanın gelmiş geçmiş en büyük şarkıcılarından birisidir.Onun müziğiyle 15 yaşındayken ´´Dadaloğlu- Karayılan ´´ kasetiyle tanışmıştım.Cem Karaca´yı örnek aldım bazen onun gibi söyledim,bazen duruşu hoşuma gitti, taklit ettim.

Rock müzik söylediğim için en çok Cem Karaca´ya benzetiyorsunuz ama aslında ben en çok Zeki Müren´i örnek aldım.Kendimi bulana kadar çok insanı taklit ettim.Öykünme önemli bir öğrenme yoludur.Taklitten sıkıldığınız an kendinizi bulursunuz.´´
Kıraç´ın son albümünün adı Kayıp Şehir .
´´Her albümde hem müzikal deneyim ,hem hayata bakış açısından geliştiğimi düşünüyorum.´´Kayıp Şehir bendeki büyük değişimin ilk temel taşlarından biri oldu.Rock ve popüler müziğin üzerinde bir şeyler yaptığımı düşünüyorum.Tabi tek başıma değil arkadaşlarımla beraber ,uzun düşünceler ,uzun süreçler,uykusuz sabahlar sonucunda oldu bu.

Kıraç, sanatçının siyasi partilerle ilişkili olmamasını ,ama dünya görüşünü de belirtmekten kaçınmamasını da söylüyor.Siyasi görüşler arasında denge kurmaya çalışırken kendisini ´´milliyetçi ,müslüman,komünist´´olarak tanımlayan Kıraçl´a bu bu görüşü anlatmasını istemeden yeni albüme dönüyoruz.Albümde en güzel olan parçalardan bir tanesi de Hep Sen Kayıp Şehre uzanan bir şarkı bu .Bir kadına yazılmış aşk değil kendi deyişiyle ´´çok daha büyük bir aşkın ´´şarkısı.

´´İnsanlar ,dünyaya gelişlerinden itibaren hep bir şeyleri arar.Bilemediğini,aşk gibi bir şey.Aşık olduğu zaman ´buldum´ sanıyorsun sonra bulamadığını görüyorsun.Orhan Veli´nin Duyuyorum Anlatamıyorum şiirinde dediği gibi hissedilen bir yer.Herkesin içinde böyle bir yer vardır.Ben adını Kayıp Şehir koydum adını.Sanki ben oradaydım da kaybetmişim gibi.Hayatımın yolculuğu onu aramakla geçiyor.Dünyada adalet ve mutluluğun olmadığına inanıyorum ama bir yerlerde olduğuna eminim.Olmayan bir şeyi hayal edemeyiz ki....´´

Kalıcı Bağlantı

"Güllerle gezmesemde romantiğim..."

20/10/2009 -Kategori: Makaleler

´Zerda´ ve ´Bir İstanbul Masalı´nın müzikleriyle adı ´´aşk şarkıları bestecisi´´ne çıkan Kıraç,

´´Güllerle gezmesem de romantiğim. Aşkı gerçekten yaşar, yaşatırım´´ diyor.

İSTANBUL - Pek çok aşk şarkısını üreten rock tutkunu bir müzisyen Kıraç... Albümleri de satıyor ama onun yeteneği geniş kitlelerce asıl ´Zerda´ ve ´Bir İstanbul Masalı´ dizilerinin müzikleriyle keşfedildi. Peki bu kadar aşk, kendi tabiriyle ´sevda şarkısı´ besteleyen adam nasıl biri? Bir süre önce ´Kıraç Deli Düş´ adlı bir kitap çıktı. Kıraç ve yakınlarıyla yapılmış röportajlardan derlenmiş kitap ve asıl adıyla Tufan Kıraç´a dair ilginç bilgiler var. Kendisiyle de konuşunca, aşklarıyla değil de aşk şarkılarıyla adından söz ettiren müzisyenin aşkın, müziğin, rüzgârın, hatta hayatın büyüsüne inandığını öğrendik.
Kıraç´ın hikâyesi Kahramanmaraş´ta 1972´de başlıyor. Baba öğretmen, anne ev hanımı, beş çocuğun ortancası... 10 yaşındayken İstanbul´a göç etmişler.
Filmlerdeki gibi bir İstanbul yerine Hasköy´e yerleşmişler.
Müziğe bağlama çalan babasından aşina olan Kıraç´ın hayatındaki en önemli isimlerden biri de lisedeki müzik öğretmeni Refik Köksal. Bir gün elinde bir gitarla çıkagelmiş. Bir arkadaşından "Bunu daha fazla ihtiyacı olan birine vereceğim" diye alıp Kıraç´a verdiği gitar hâlâ özenle saklanıyor. Yakında ´Kayıp Şehir´ adlı bir albümü çıkacak olan Kıraç´ı, yine kendinden dinleyelim:

___´Kıraç Deli Düş´te sizinle ilgili en detaylı bilgiler bulunuyor.

***Benim yazdığım bir kitap olsun istemedim. Zaten çok da sıcak bakmadım baştan bu kitap işine. Ben kimim ki daha kitabım yapılsın. Bu da kitap gibi değil, beni merak edenlerin okuyabileceği büyük bir röportaj.

___´Kıraç ve aşk´ bölümüne göre biraz aşka âşıkmışsınız gibi.

***Aşk biter, illa ki biter. Ama evet, ben âşık bir adamım. Şair demiş ki; ´Aradığım yerlere bir benzeyiş buldum sende´. Aşkı çok iyi tanımlayan bir cümle bu. Ama aşkın tanımının kralını yapan adam Orhan Veli´dir.
"Oğlan kızı sever, kavuşamaz, aşk olur" demiş. Mesela, ben bir gün bir kız gördüm, telefon numarasını da almayı unuttum, salaklaştım çünkü. Hâlâ onu arıyorum. Çaat, yıldırım aşkı. Onda bir şey görüyorsun, kendini ya da hayal ettiğin bir şeyi. Elde edemeyince o hal devam ediyor. Elde edince bakıyorsun ki, o sıradan biri.

___Sizin şarkılarınız da elde edemediğiniz zaan mı çıkıyor?

***Evet. Ama aşkı yaşarken de çok edepli, ahlaklı, nazik olmak lazım. Romantiğimdir yani. Aşkı gerçekten yaşarım, yaşatırım da. Ama elinde gül olan adam değilimdir. Doğum günlerini, yıldönümlerini hatırlamam. Ama sürprizlerim de çoktur.

___´Bir İstanbul Masalı´ ve ´Zerda´daki aşklar sizce nasıl?

***´Zerda´nın bir büyüsü olduğunu düşünüyorum. İlk dizi müziği çalışmam.
´Bir İstanbul Masalı´nda da bir şehir dizisi yapımı fikri beni etkiledi. Düşündüm, bir şehir dizisine en çok gidecek ses saksofondu. Saksofon, gece, ışıklar, şehir... Dizi müziği konusu benim için çok önemli. Müziği çıkarırsan o görüntü saçma, kuru kalır.

___Müzik sizin için ne demek?

***Müzik hayatın sesidir, büyülüdür. Ben büyüye inanırım. Üç tip insan vardır. Bir; takip edip tüketenler, ki büyük bir kitledir. Tüm sermaye onların üzerinde döner. İkincisi; kontrol edenler, yazanlar, yapanlardır. Üçüncüsü de yaşayanlardır. Ben yaşamayı tercih ediyorum. Şarkıları da anlatmıyorum, yaşıyorum. Aşkı hissedersin, ama anlatamazsın. Şairin farkı, elinde kâğıt kalem olmasıdır. Mesela ´Endamın Yeter´i rüyamda birisi söyledi bana, kalkıp yazdım.

___İdeolojinizle, şöhret ve para arasındaki dengeniz nasıl?

***Aslında istediğim şeyi başarıyorum gibi geliyor. Kıraç kimdir, ´Efendi çocuktur´ filan. Böyle olmaya gayret göstermiyorum. Sanatçı, örnek insan değildir, çılgının tekidir. Yaptıkları örnektir. Beni Tarkan´ı sevdikleri gibi sevsinler istemiyorum. Beni tutup sarıp sevmelerini istiyorum.

___´Kadına istediği şeyi yaşatırım´
Kitapta kadınlara serzenişler de var. Canınız da yanmış gibi.

***Tabii ki. Kadınlar herkesin canını yakıyor. Atatürk bile baş edememiş kadınlarla, ne söylenebilir ki. Güzel varlıklar, estetikler. Dünyada her canlının erkeği güzel, yalnızca insanlar dışında. Enteresan yani.

___Kadınlar için çok şey söylenebilir. Ben bir kadına istediği şeyi yaşatırım. İstediği kadın olur, onu seviyorsam eğer.
Onun da mı size öyle hissettirmesi gerekir?

***Hayır. O bana zaten öyle bir şey yapamaz.

___Biraz megalomanca değil mi?

***Yok yok, hiç megalomanlıkla alakalı bir şey değil. Gerçi ben İkizler burcuyum, zaten megalomanım. Kadınlar İkizler burcu için iyi bir âşık olmaz derler. İkizler burcundan çok iyi dost olur ama iyi sevgili olarak biraz acılı olur. Biz kadınlara acı çektirmek için varız,

Kalıcı Bağlantı

Birde hiphop modası var,nefret ediyorum...

20/10/2009 -Kategori: Makaleler

" KIRAÇ : Şimdi bir tekno ritim trendi var. Ben kimyanın müziği diyorum buna. Kimyasal haplar alınca etkisini gösteriyor galiba. Ben hiç almadım ama kullananlar, “o ritim gelmezse mutsuz oluyoruz” diyorlar. İşin korkunç tarafı Türkiye’de buna benden başka kimse dikkat çekmiyor. 14 – 15 yaşındaki gençler hap kullanıyorlar. Bu müzikleri dinliyorlar. ‘Clubber’ diyorlar bunlar kendilerine. ‘DJ müziği’ falan tiksiniyorum böyle şeylerden. DJ’lerin bu kadar önde olması, çok büyük adammış, sanatçıymış gibi gösterilmesi beni çileden çıkartıyor. DJ müzik üretmez arkadaşlar, çalan aletin başında durur. ‘Aman Avrupa’dan, Budda bardan DJ geliyor.” Hap getiriyor başka bir şey değil, yalan söylemeyin. Onu getirme müziği getir çal. Hap almasınlar bakıyim dinleyebiliyorlar mı müziği, yazsana bunu, beş dakika sonra kaçarlar.
(...)

Bir de hip hop modası var. Nefret ediyorum, yemem ben öyle bir müziği. Hip hop nedir? Eminem kim? Serserinin teki. Millete ana avrat küfür ediyor, herkes de dinliyor. Bana keman yaz kardeşim, armoni yaz, müzik yap. Bunlar moda olan şeyler, geçer... Ama bir Led Zeppelin, Pink Floyd, Deep Purple, Jimi Hendrix her zaman yaşacaktır. İnsanların bu kadar kör olmalarına şaşıyorum.

Sizce neden peki? Moda demekle geçiştirilebilir mi?

İnsanları bu şekilde kontrol ediyorsunuz. Tek tip insan modeli yaratıyorsunuz. Bunlar bilgisayar çocukları. Aşkı sekse ve pornoya dönüştürüyorsunuz. İnternet en çok seks manyaklarının işine yarıyor. Sadece İngiliz rock grupları hala direniyor. Starsailor, Muse gibi genç çocuklar var; güzel şeyler yapmaya çalışıyorlar. Ben sana vereyim bir program, 10 saniyede DJ müziği yaparsın. Böyle basit şeyi ciddi şekilde değerlendirmek aptalca. Ama sosyal açıdan bakılabilir. 70’li yıların sonuyla birlikte gençlerle dünyadaki o gizli büyük güç arasında mücadele başladı. Gençler kontrol altına alınmaya başlandı. Bakın 68’liler de uyuşturucu kullandılar. Ama kültürlüydüler, bir şeyler biliyorlardı, üretiyorlardı. Rock o gençliğin müziğiydi. Sistem kendisi için tehlikeli olan bu gençliği kontrol etti. Sonuçta
kendi gençlerini öldüremezsin, gerçi çoğu öldürüldü, zamanla rock müziğin de içini boşalttılar. Uyuşturucu ve sadece görüntüyle ilgili kısmı kaldı.

Türkiye’de benzer bir süreç halk müziği için yaşandı. Son yıllarda yeniden türküleri bir keşfediş oldu. Ama onun da bu süreçte dejenere edildiğini söyleyenler var...

Halk müziğinde dejenerasyon özellikle Arif Sağ ile birlikte yaşandı. Kimse eleştirmez ama ben Arif Sağ ’ı eleştiriyorum.

Yeni kuşağı değil de onu eleştirmeniz ilginç. Nereden bakıyorsunuz?

Arif Sağ bir kitlenin, sınıfın müziğini yapmaya başladı, onu sadece Aleviler dinler oldu.. Sanki türküler arasında düşmanlık varmış gibi sürekli Alevi türkülerini ön plana çıkardı. Kızlar, erkekler ayin yaparmış gibi bu türküleri söylerdiler ve karanlık bir müzik yaratıldı. Bakın şimdi halk müziğindeki kadın sanatçılara erkek gibi söylüyorlar. Türkiye’de ince sesli erkekler kalın sesli kadınlar tutuyor. Türkü söyleyen genç kızlarımız erkek gibi giyiniyorlar. Bunun da bir sonu vardı ve bitti zaten. En sonunda ne oldu? Anadolu rock tekrar gündeme geldi. Heyecan verici, sıcacık, hayata hoş bir bakışı olan aydınlık bir müzikti. Şu an Türkiye’de en çok rock müzik kasetleri satıyor.

(...)


Arif Sağ da sizin yaptığınız gibi kendi anlayışına göre türküyü düzenlemiş olamaz mı? Bilmediğini de söyleyemeyiz herhalde...

O otantik söylüyor modern çalışma yapmıyor. Değiştirdim de demiyor, ‘aslı bu’ diyor. (...) ‘Sarı Gelin’i ayrıca Neriman Altındağ’dan, Nida Tüfekçi’den, Muzaffer Sarısözen’den biliyorum. Bunlar bilinçli insanlardı. Arif Sağ’a saygım sonsuzdur. Şahsına konuşmam, usta çırak ilişkisine inanırım. İyi şey yapmaya çalıştı ama büyük bir tümör de yarattı halk müziğinde. Türk söylemek büyük bir iştir. Ben beğenilen bir şarkıcı olarak en çok türkü söylerken zorlanıyorum. Ama yavaş yavaş düzeliyor. Sıkıldılar çünkü. Türkü, türkü barlardan karınlık leş gibi ortamlardan çıkıyor. En acıklı türküde bile asla karanlık yoktur aydınlıktır. Onun için Muharrem Ertaş, ‘Bozlak nedir’ sorusuna “Gök kubbeye atılan bir çığlıktır” der.

‘Türküleri bilenlerdenim’ diyorsunuz, sizin yaptığınız senteze de eleştiriler vardır...

Nice türkücü arkadaşı tanıyorum yaşıyamıyor ama çalıyor. Ben biliyorum kardeşim yanımda türkü yakıldı. Beş tane ağıt biliyorum kendi atalarımın yaptığı. Öğretmen çocuğuyum ben çocukluğum Maraş’ta geçti. Her yaz köye giderdik. 15 yaşında bir akrabam öldü. Yanımda annesi oturdu ağıt yaktı. Bu ağıt üç gün sürdü. Bunlardan ders alıp kendi tarzımla birleştiriyorum. Cem Karaca , Dadaloğlu söylemiş. Tam bir şehirlidir Cem Karaca ama gitmiş araştırmış ve 10 numara söylemiş. Bizim müziğimiz budur. Bana Türkiye’yi anlat deseler hemen Bora Ayanoğlu’dan ‘Yunus Gibisin’i alıp dinletirim. Biz buyuz çünkü. Ben de onların izinden gidiyordum. Bunun için Cem Karaca beni severdi. İşin bir tarafı budur diğer tarafında ise Eminemciler, Athenacılar, Dumancılar var. Duman ‘Çile Bülbülüm’ü söylemiş. Be Allah’ın vicdansız evladı, Allah’tan hiç mi korkmadın.


Çile Bülbülüm’ü bir kenara bırakalım, Duman’ın albümünün tamamını dinlediniz mi?

Albümün tamamını dinlemedim çünkü tahammül edemiyorum. Klibini gördüm. Ama ‘Çile Bülbülüm’ onların karakteriyle ilgili bilgi veriyor. ‘Çile Bülbülüm’ nedir bilir misiniz? Bu şarkı Sadettin Kaynak’ın bestesi kardeşim. Öyle bir şarkıdır ki Safiye Ayla söyler sadece. Teknik açıdan onun söyleyebilmesi mümkün çünkü. Hamiyet Yüceses, Müzeyyen Senar, Zeki Müren hiçbiri bu şarkıyı söylemez. Çünkü Safiye Ayla söylediği zaman olur; bül bül gibi şakıyor kadın. Öbür adam anırıyor. Armoni biliyorlar. Ama çocuk şarkı söylemeyi bilmiyor. Elinde mikrofon Jim Morrison ayaklarında. Bu görüntüyü seven bir kitle var. Sound güzel olabilir ama ana fikir facia. Beni de böyle eleştirsinler. Kötü şarkı söylüyor desinler, tartışırız. Athena klip çekiyor, adam Amerikan futbolu oynuyor klipte!"

Kalıcı Bağlantı

Finike Kıraç'la Coştu

20/10/2009 -Kategori: Haberler

Finike'de 5 gündür devam eden festival, Kıraç’ın verdiği muhteşem konserle sona erdi. Kabotaj Bayramı etkinliklerinin ardından sahneye çıkarak hayranlarına müzik ziyafeti sunan Kıraç, festivalin son gününde yaklaşık 10 bin kişiye unutulmaz bir gece yaşattı.

Finike Fuar Alanı’nda verilen konsere Garnizon Komutanı Yüzbaşı Şener İzci, Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Finike Belediye Başkanı Nail Dülgeroğlu,  Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahiner, Hasyurt Beldesi Belediye Başkanı Muammer Genç ve binlerce vatandaş katıldı.
2 saat sahneden kalan ünlü sanatçı, birbirinden güzel parçalarıyla İlçede Kıraç fırtınası estirdi. Yaklaşık 10 bin kişinin katıldığı konser alanında zaman zaman izdiham yaşandı. Kıraç,  temposu yüksek gecede hem coştu hem coşturdu. 

Finike Belediye Başkanı Nail Dülgeroğlu konser arasında sahneye çıkarak Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek’le birlikte ünlü sanatçıya fincan takımı, Finikespor forması ve çeşitli hediyeler verdi.

21. Finike Festivali etkinlikleri kapsamında sahneye çıkan sanatçılar, ilçelerden Finike'ye gelen tatilcilere, ilçe ve belde halkına unutulmaz bir hafta yaşattılar. 6 gün süren festival nedeniyle Finikeliler hareketli günler yaşadı. 26 Haziran tarihinde resmi açılışla başlayan Finike festival etkinlikleri içinde araba fuarı ve çocuklar için oluşturulan oyun platformu ilgi uyandırdı. 6 gün boyunca ünlü sanatçıların konserleri yer aldı. İlçe nüfusunu 5 katına çıkaran festival sırasında Finikeli halk büyük coşku yaşadı. 

Kalıcı Bağlantı